Söz

Sevgili Milaslılar;
Bazı insanlar vardır, duyduklarına inanır, inandığı ile dedikodu üretip diliyle pişirir, başkalarına yedirir. Oysa insan duyduğuna değil, gördüğüne inanmalı, duyulan şeye yalan karışabilir. Düşünce süzgecinden geçmeyen söz, dili paslandırır, kirli söz arınmadıkça sahibini mahcup eder, utandırır. Söz önce kafada iyice ölçülüp, biçilmeli, sonra dil ucundan bal olup süzülmelidir. Kusulan söz bir daha yutulmaz. Ağız açmamak, lafı gevelemekten iyidir. Kiraya verilmiş ağız senin değildir. Gem vurulsa da kimsenin ağız kokusu çekilmez.
Gereksiz konuşan kişiye geveze denir. Geveze ise çok pot kırar, ayıplanıp horlanır. Verip veriştiren insana kem söz sürpriz olmaz. Yanlış anlamaları önlemek için doğru zaman ve zeminde doğru şeyleri söylemek gerek. Yoksa akıldaki söz temizdir, gereksiz dile düşünce kirlenir. Sözün kirlisi ve kibirlisi akıl yuvasının yabancısıdır. Gerçekten ağır söz ile kalp kırmak, kinlenmeyi davet çıkarmaktır. Bıçak yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez. İnsanın her aklına düşeni kusması, ummadığı davranışa karşılaşmasına neden olur. Tartılmadan her söz söylenmez, söz vardır yutulur, söz vardır tutulur. Kem söz ile baltayı taşa vurandan kimse hoşlanmaz. Boş söz hiç hoş söz olur mu? Öyleyse “İnsanın ağzı kilit olmalı, yine de anahtarı kendinde olmalı”. Sözüne inci gibi kıymet verilmesini arzuluyorsan, ağzını sedef gibi beyhude açma. Çünkü boğaz dokuz boğumludur, kusulan söz bir daha yutulmaz. “Tamamıyla doğru olsa da sert söz insanı yaralar” (Sophokles). Sırasında susmak, söylenen bir sürü sözden daha etkili olur. Aslında bizden öncekiler yeterince söyleştiler, bizlere söylenmedik söz bırakmadılar. O halde herkesle tatlı söyleşip hoşnut olalım, hoşnut kılalım. Ağızdan çıkanı önce kulağa misafir edelim, çünkü dilin ilk müşterisi kulaktır. Ne söyleyeyim diye başta düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pişman olmaktan iyidir. Ölçüsüz sözün ardından yakınmak pişmanlığa çare olmaz, hiç “kelle kesildikten sonra, saçların ardından ağlanır mı?” (Dostoyevski).
***İnsan, dilinin altında gizlidir (Hz Muhammed); *Söylenmediği müddetçe söze sen hakimsin. Bir kere söylendi mi o sana hakim olur” (SADİ); *Tatlı söz söyleyen hiç kimseden kötü söz işitmez (FİRDEVSİ); *Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır (EPİCTETOS); *Sözlerinizi dinletmek için kimseyi kolundan tutmayın; zira insanlar sizi dinlemek istemiyorlarsa, onları tutacak yerde çenenizi tutsanız daha iyi edersiniz (CHESTERFİLED); *Bir kimseye söz vermeden önce iyi düşünün. Fakat verdiğin sözden dönmek yalancılığın en çirkinidir (A.FUAT BAŞGİL) *Söze iyi başlayın, iyi bitirin, arasına neyle doldurursanız doldurun (V.MURDOCK); *Bir kimsenin ne söyleyeceğini bilmesi yeterli değildir; nasıl söyleyeceğini de bilmesi gerekir (ARİSTO); *Herkesin dinleyebileceği sözü söylemek derecesinde insanı tanıtan ve onu hızla başarıya götüren bir üstünlük yoktur (DEWEY); *Çocuğunuza dilini tutmasını öğretin; konuşmasını nasıl olsa öğrenir (B.FRANKLİN); *Hoşa gitmeyen bir söz söyleme. Çünkü bu sözün karşılığı da hoşa gitmez. Dağda güzel ses çıkar ki, dağda onu yansıtsın (NASIR HÜSREV); *Sözün afeti yalandır (Hz MUHAMMED; *Sen anılması güzel olan bir söz ol, çünkü insan kendisi hakkında söylenen güzel sözlerden ibarettir (MEVLANA); *Bilmedikleri şeylerden bahsedenler, dikkat ediniz, söz söylerken müstesna bir azamet takınırlar (C.ŞEHABETTİN); *Sözün dudaklarınızdan yalnız yanlışsız değil, aynı zamanda sevimli bir kıvraklıkla, zengin bir değişiklikle, temiz bir söyleyişle; yürekte ve ruhta kuvvetli bir etki yapacak biçimde çıkmasına, dayandığı nedenlerin, duyguların ifadesine bağlıdır (ÖKLESEY); *Güzel konuşmak kabiliyetine veya dilini tutmak izanına malik olmamak büyük bir bedbahtlıktır (LA BRUYERE); Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil (CLAVDİUS); *Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır (KONFÜÇYÜS); *Ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir. Ok gittiği yerden geri dönmez, seli baştan bağlamak gerekir (MEVLANA); *Söylemediğim şeylerin hiç biri bana zarar vermedi (CALVİN COLERİDGE); *Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz (FATİH SULTAN MEHMET); *Gürültücü ve acı sözler, haksızlığın işaretidir (V.HÜGO);*Tatlı sözler, şiddetli bir öfkeye karşı en tesirli ilaçtır (AİSKHYLOS); *Akıllılar sözlerini altın tartan bir terazide tartar (ECCLUS); Tek bir kelime bize, karşımızdakinin akıllı mı, aptal mı olduğunu gösterir (KONFÜÇYÜS); *Yeşillikler, toprağın çirkinliklerini kapattığı gibi, tatlı sözler de insanın bir çok kusurlarını örter (SOKRATES); *Konuşmak ihtiyaç olabilir ama, susmak bir sanattır (GOETHE); *Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir (EFLATUN); *Söz rüzgar gibidir, başka yere taşınırsa fırtına olur (E.GÜNAY); *Olur olmaz konuşma, ocağına incir dikerler, olmadık kişiye muhtaç ederler (E.GÜNAY); *İnsanın ağzı kilit olmalı, yine de anahtarı kendinde bulunmalı (E.GÜNAY); *Söz vardır gönül yıkar diriyi öldürür; söz vardır gönül yapar, ölüyü diriltir (E.GÜNAY); *Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez (KAŞKARLI MAHMUT); *Sükut etmek gibi alemde nadana cevap olmaz (ŞEFİ); *Akıl, azgın bir dile egemen oldukça benlik rahat eder. Çünkü insanlara ok atmak, dil ile taşlamadan daha hafiftir. Dil taşlaması hedefini şaşırmaz (S.ESSEVRİ)