Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

Semazen.jpg

Geçenlerde, bir akşamüstü, kuzeyin minik bir deniz kasabasında kurulmuş lunaparka gittik. Gün öyle güzel veda etmişti ki bize, yaşadığımız sürprizlere veda ederek girdik kapısından. Sevgili oğlum benden çook çook önce giriverdi tabi. Çarpışan arabaların arasında koştururken buldum bir anda.

Uzaktan davullu zurnalı bir müzik insana her şeye oynama arzusu veriyor. Gişeye gittim ve bilet istedim oradaki beyefendiden. Bu arada benimki treni görünce ona koştu… Öyle hızlı ve atikti ki, ben sadece bir insanın isteyince nasıl da hızlı olabileceğine hayretle bakabiliyordum.

Gişedeki bey otizm mi, o bela bizde de var. Benim torunum da aynı Allah şifa versin dedi. Teşekkür ettim ama bir yandan da uzak bir diyarda sanki bir akrabasını ya da kendisiyle aynı dili konuşan birini bulmuşlara özgü bir halde ne yapsam da konuşmaya devam etsem, ama bir yandan da çocuğum eğlenebilse diyordum ki, oğlumun yanında melek gibi bir hanım gördüm. Gişedeki bey sorun yok, o hanım eşim benim dedi. Kendisi hemşiredir.

Ve o melek hanım oğlumu aldı uçurdu parkın içinde. Hangisine kaç defa binmek isterse istesin hep yanında ve bana arada bir dönüp merak etmeyin bakışları atarak koşturdu onunla. Oturdum bir kenara seyreyledim. Onun sarılışı, dokunuşu hafifliği, hele o topuklu ayakkabılarla çakıllı yoldaki hali…Ve en çok da gülüşü… O dupduru muhteşem masum ve seni anlıyorum gülüşü…

Kendimi bu hanım normal değil derken buldum. Ve anında utandım kendimden. Kendimi yerin dibine gömdüm. Asıl normal olmayan biz ve benim gibilerin zihniyetiydi.

Öyle alışmıştık ki insansızlığa, gaspa, haksızlığa, hırsızlığa, sevgisizliğe biri, tüm kalbi ve aklıyla çıkınca karşımıza onu yargılıyoruz.

Oysa gerçek şu, o hanım oğluma benim yaşatamayacağım mutluluğu verdi. Bir çoğunun parasını bile almadılar…

Kendimi ayıpladım ve insanlığın unutulduğu bir coğrafyada insan insan seven o kadına sarıldım… Teşekkür ettim.

Döndüm… Bizim çirkin gerçek dünyamıza. Adam yol vermedi diye sinirlenip, ne bakıyorsun bişey mi var deyip, burada sigara içmeyin deyip, çekilsene önümden deyip birbirini öldürüyor.

Bir vahşet, bir cinnet bir umursamazlık halinde, sanki bir ilaç zerkedilmiş deney fareleri gibi amaçsız ve delice ordan oraya koşturuyor ve bir çıkış arıyor.

Ancak o kafeste çıkış yok. Kimse kurtulamayacak. Oradan çıkışın tek yolu nefesin durması. Nefes biraz da nefs demek ise, nefsleri yok etmek nefes almak demekse… İşte o zaman kurtulacaklar…

Aynı kafeste ilaç verilse de koşturmayan, sakin sakin yolunda yürüyenler de var. Tüm şu çılgınlıkları kenardan seyreden.

Tatil çılgınlığı, iş çılgınlığı, para ve daha çok para çılgınlığı, öldürerek varolma çılgınlığı…

Ahh Necip Fazıl sen ne güzel dedin halbuki seneler seneler öncesinden. Fazla kasmayın hayatı nasılsa canlı çıkan kimse yok diye..

Evet ne olur çıldıralım… Hep birlikte ama bu çılgınlık, o güzel yürekli hemşireninkinden olsun.

Ben ondan alayım hem de yüksek dozda…

“Sevgi çılgınlığı”ndan

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin