Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

Semazen.jpgİçimiz öfkeyle dolu, bu öfke her an her yerde kuşatıyor bizi. Annemize, babamıza, eşimize, çocuğumuza, patronumuza, iş arkadaşlarımıza, komşumuza hatta sokak köpeklerine karşı bile öfke doluyuz.
Neden?
İçimizde bir yerlerde kırılmış, örselenmiş çocuklar yaşıyor. Ne tam büyüyebilmişiz, ne de hakkımız olan çocukluğu yaşayabilmiş.
Annemiz, babamız, arkadaşlarımız istemeden de olsa hep engel olmuşlar büyümemize.
Yapma, etme, bu yanlış, bu doğru denilerek bize dayatılanlar kimin doğrusu, kimin yanlışı, kime, ne, kimin için dayatılıyor? Çocuğunuzu parka götürürsünüz, aman dersiniz, kaydıraktan kayma salıncağa bin, çocuk kumda oynamak ister, hayır üstünü kirletirsin orda oynama, başka çocuklarla oynamak ister, tanımadığın çocuklarla arkadaş olma deriz. Onun sahibiyiz ya, onun için en iyisini hep ebeveynleri olarak bizler biliriz.
Büyür, okula başlar, buluğ çağına girer yine aynı sahiplik duygusunu hissettiririz onlara. Hangi okula gidecek, nasıl giyinecek, kimlerle arkadaşlık edecek, hatta ne yiyecek hep hazır olarak önündedir.
Kimse ona sormaz nasıl yapmak istiyorsun diye.
Ya boyun eğecek itaat edecektir ya da inat edecek ve isyan bayrağını açacaktır. Çoğu zaman kaybedeceğini bildiği bir savaşa girer istemeden. Çünkü içindeki ses ona itiraz et der.
Ama bir yerde gücü tükenir, içinde gizli bir öfke, nefret büyümeye başlar kanser gibi. Bakış açısının farklılığını anlatamadıkça da giderek artar.
Onun hayata para olarak bakmamaya hakkı yoktur. Herşey ama herşey paran varsa kıymetli paran varsa anlamlıdır.
Önce ebeveynlerin, sonra paranın hakimiyeti başlar. Eğer bir kez yenilmişse birey, artık o itaat eden, sorgulamayan ve yetişkinliğinde de önüne konulan yaşamı yaşamak zorunda olandır.
Ve bu hayat hiç de kolay değildir. Bu daha güzel değil mi canım, bence böyle yapmalısın, bence böyle düşünmelisin, sen yanlış düşünüyorsun, bunları giysen sana daha çok yakışır, eğer bana iltifat edersen sana neler neler veririm. Yok, eğer yapmazsan zorlanırsın, aç bırakırım seni, hiç paran olmaz.
Direniş, kendin olmaya, içinde en ufak şeylerden mutlu olmayı bilen çocuğuna küçücük bir yaşam hakkı tanıma hakkı doğurur.
Bedelini ödersen.
Çocukken bunun bedeli ailen tarafından dışlanmak, yargılanmaktır, okula giderken farklı düşündüğün için dışlanmak yargılanmaktır. İş hayatında dışlanmak yargılanmaktır, evlendiğinde anlaşılamamak, beyninde arıza aranması, birey olarak hiçbir hakkının tanınmaması demektir.
Ne yapacaksınız?
Eğer itaati seçmişseniz, içinizde biriken öfke, savaşacak cesareti olmadığını bilmenin kızgınlığı sizi saldırgan, mutsuz, başkalarının hayatını gözetleyen biri haline getirecek. İşte başta anlattığım öfke dolu insanlardan biri olacaksınız.
Şimdiye kadar diyelim ki öfke doluydunuz. Durun ve öfkenizin sebeplerini bulun. Sonra da affedin. O zaman özgürleşeceksiniz. İçiniz huzurla dolacak. Başkaları çıkacak hayatınızdan ve sadece siz kalacaksınız. Kendinizle buluşacaksınız. Bakın o zaman olacaklara. Affedin. Affetmek affedebileni özgür kılar.

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin