Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

Semazen.jpgAylardır sabahları erkenden tüm camilerden yükselen değişik sesler ve tonlardan oluşan birbirinin içine girip çıkan ezan sesleriyle uyanıyorum. İnsanı duaya, inanmaya, umuda çağıran, içinde yaşama dair her şeyi bir kaç kelimeye sığdırmış anlamadığım ama anlamını bildiğim ses. Kaç yaşında olduğunu bilmediğim üç koca ağaç oluyor her sabah ilk selâmladığım ve onların dalları arasından şarkılarını dinlediğim ama görmediğim kuşlar… Ve bu sabahı da görmekten, küçük ölümden uyanabilmekten içim şükranla, huzurla dolu. Herkes uykuda henüz... Tek tük evlerin yanan loş ışıkları sokak lambalarından çıkan ışıklara karışıyor. Şehrin en erkenci insanlarıyla selamlaşıyoruz sessiz ama kocaman bir gülümseme ile..
Huzur hissediyorum. Şu Milas’ın en eski mahallelerinden birinde, eski atadan kalma evler arasında gün geçtikçe sayıları artan, hiçbir güzelliği olmayan derme çatma apartmanların arasında sıkışmış minik parka bakan sokağımı seyrederken. En çok sabahın bu saatlerini seviyorum.
Erkencilere sessiz bir merhaba gönderiyorum. Sonra çöpçüler her sabah aynı saatte sokağın köşesinden çıkıp geliyorlar. Tam balkonumun önündeki çöp konteynerlerini boşaltıyorlar acele acele. Gün az daha aydınlanmaya başlayınca bu defa öğrenciler, öğretmenler, memurlar çıkıveriyorlar tek tek sokağa.
Kimi hızlı hızlı yürüyor, kulağında müziği, kimi yavaş sabahın tadını çıkara çıkara.
Evleri seyrediyorum. İnsanlardan kalan evleri… Artık kimsesi olmayan, içlerindeki hayatın da o evde yaşayan son ihtiyarla bittiği evleri… Yıkılmaya yüz tutmuş, kedilere mesken olmuş evleri. Ve eski insanların yaşayışlarının mahremliğini düşünüyorum sonra. Aslında özel hayat denilen şeyi görüyorum. Dışarıdan hiçbir şey görülmeyen evleri… Kocaman demir kapıların arkasına sığdırılmış kocaman bahçeler, hayatlar… Her şeyin evde başlayıp evde bittiği zamanlar.
Ayıp, günah, saygı, büyüğün sözü üstüne söz söylenmeyen ama büyüklerin de adaletli olduğu evler...
Her şey gibi bunlar da geçmişin sisleri arasında kayboluyor. Yeni binalarda hiç de gizlenemeyen uluorta yaşanan hayatlar gözümüze gözümüze batıyor…
Bedenlerimiz de evlerimiz gibi şeffaf. Dışından bakılınca içi görülüyor. Tek bir hedefe odaklanmış, bedensel mutluluklara hapsedilmiş hayatlar… Neredeyse hiçbir gizemi, merak edilecek ilginç bir yanı kalmamış. Zihinselliğini yitirmiş. O kadar çok üzerinde oynanmış ve televizyon ve ondaki yüzlerce kanal sayesinde artık hiçbir merak edileni, saygı duyulanı kalmamış insan hayatları. Hepsi birbirinin aynı gibi görünen, milyar hayat…
Ve bir şey daha var ne yazık ki eskinin üzerine kocaman bir sünger çeken: Para. Ona duyulan hürmet, paranız yoksa sizin artık siz olmadığınız, düşüncelerinizin bir öneminin kalmadığı, siz kelimelerinin yerini senlerin aldığı, iyi niyet süsü verilmiş alttaki süper egonun tavan yaptığı süngerleşmiş insan beyinleri.
Ama o kadar da umutsuz değilim. En azından bu eski mahallede hala eski özündeki insanı yitirmemiş güzel, çok güzel insanlar da yaşıyorlar. Hayvanları seven, çöp tenekelerinin yanı başına evlerindeki yemekleri temiz gazeteler üzerine seren ve yoğurt kaplarındaki suları yaz kış tazeleyen insanlar. Hiçbir çıkarı olmadan sohbetinden mutlu olunacak, kapı önünde içilen bir bardak tazecik çayını size ikram etmeye hazır, çok çekmiş ama huzurla dolu güzel insanlar… Mesela Bilal amca var… Her bir taşında emeği geçen evini birlikte yaptığı ve 51 yıllık yani yarım asırlık bir birliktelikten sonra şimdi eşinin yokluğu ile hayatın acı yanını yalnızlığı yaşamış… Eşinin yokluğu her dem yüzünde, kalbinde… Gizli bir cennet olan evinde hala hayat arkadaşının ektiği çiçekleri sularken gözleri dolan ve ağlayan… Üst kata çıkmayan, evin kendine dar geldiğini söyleyen Bilal amca… Ya da tam çaprazımda her sabah selamlaştığım kanser tedavisi gören ama umudunu ve yaşama sevincini hiç kaybetmemiş Refiye teyze… Oturup dinleseniz hayat ona etmediğini bırakmamış ama o hayatla yine de barışık yine de şükür dolu aldığı her nefese… Velhasıl iyi insanlar sokağında geçmişin derinliği ile şimdinin özensizliği arasında bir yerdeyim ve bunu izlemek bir zaman iyi…
Ben şimdilik çiçekli balkonda oturan ve hayatı seyreden bir yabancı, yegâne...

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin