Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

Semazen.jpgBir dünya varmış ve bu dünyanın her yerinde de kocaman dev aynalar. Aslında ayna da değil ama halkın ayna sandığı yansıtıcılarmış bunlar... Adına televizyon denilmiş, başta masumeneymiş fikir. İnsanlar uzaklara gidemiyorlar madem, bari uzakları onlara getirelim düşüncesiyle oluşmuş. İlk televizyon yayını Berlin Olimpiyatlarını yayınlamış mesela... Ama sonra bunun gücü kötü kişilerin eline geçmiş… Ve ne olduysa ondan sonra olmuş...
Daha doğar doğmaz bebecikler başlamışlar tv önüne konmaya... Eğitimlerinin bir parçası olmaya... Her evde hatta her odada olması zorunluymuş bu yansıtıcıların... Ve en önemli şart ise eve önce her kim gelirse gelsin hemen açmalıymış bu ekranları... Hele bir anlaşılsın açılmadığı daha o an, önce telefon edilip haber verilir eğer hala istedikleri yapılmamışsa o aile o gece hepten ortadan yok olurmuş. Bu ya bir yangın, ya bir patlama olurmuş genellikle ki insanlar, elleri önlerinde ne yapalım takdiri ilahi deyip otursunlar oturdukları yerde ve kendi işlerine baksınlar diye...
O ülkeye gelen yabancılar etrafın güzelliklerine bozulmamışlığına hayran hayran bakar ve meditasyon yaparken ora halkı evinde, iş yerinde, okulunda hatta ve hatta arabasında bile o aynalara bakar dururmuş...
Bir süre sonra hepsinin yüzünde aynı çizgiler oluşmaya, anlatılan olaylar karşısında aynı tepkiler verilmeye başlanmış...
Aklı başında, bu yansıtıcılardan fazla etkilenmeyenler ise ülkenin yöneticileriyle, o yansıtıcıların oynattığı görüntüleri yapanlarmış... Bir de zaten daha doğuştan beyinleri farklı çalıştığı için baksalar da etkilenmeyen küçücük bir azınlık varmış...
İlk başta böyle değilmiş tabi bu yansıtıcılar. Başlangıçta gün içinde belli saatlerde yayınlar yapılıyormuş ve önce ilgisiz kalan halk yavaş yavaş bağımlı olmaya başlamış... İlk başta izlediği görüntülerin büyüsüne kapılanlar bir daha da kopamamışlar... Artık ne olursa olsun izlemeye, bakmaya evet sadece bakmaya başlamışlar...
Elbette zamanla başka bir iş yapmak gelmez olmuş içlerinden... Sırf onlar yapmaları gerekenleri yapabilsinler, mesela ev hanımları yemek yapabilsin diye, yemek programları doldurmuşlar o saatlere... Ya da işte nasıl bir hayat yaşamalarını istiyorlarsa halkın, onu önlerine gümüş tepsilerde, havai fişekler eşliğinde ve bağıra çağıra sunmuşlar...
Zaten artık kuşaktan kuşağa geçen bu miras sayesinde çok da öyle bağırmalarına gerek yokmuş... Artık her gördüğünü uygulamaya çalışan, insani değerlerinden olabildiğince boşaltılmış, dünyada amaçları epey azalmış bir çoğunluk yaşamaya başlamış...
Yani anlayacağınız ortada katil, sapık, mafya olmanın normal karşılandığı bir düşünce sistemi olmuş...
Tıpkı oradaki görüntülerin aldatıcılığı gibi insanlar da aldatıcı olmuşlar... Görünüşleriyle, konuşmaları, konuşmalarıyla düşünüşleri paramparça olmuş...
Tanrı inançları öyle bir yağmalanmış ki mesela, programın birinde kimse yalan söylememelidir denirken bir diğerinde, kadın ailesi yıkılmasın diye kocasına yalan söyleyebilir denebiliyormuş...
Ya da cennete gitmek için neler yapmak gerektiği anlatılırken bir yandan da kimsenin gidip de dönmediği cennet ya da cehennem öyle sıradanlaşmış ki, kimin ne söylediği anlaşılmaz olmuş...
Bir yerde inancın şekilselliğiyle öyle bir oynanmış ki mesela, görüntü sadece bunun bir belirtisi olmuş, o görüntülerin altına ise kimse bakmaya cesaret edememiş...
Ya da aileler baştan yalanlar, sahtekârlıklar üzerine kurulmuş, sevgi olmadığı için de bir ebeveyn diğerini, hatta çocuklar ebeveynlerini öldürür hale gelmiş...
Bir erkek, yine bir kadın tarafından yetiştirilmiş olmasına rağmen hem her şeyi bilmek istiyor hem de istemediği şeyleri öğrendiği zaman adına masumane bir şekilde cinnet denilerek tüm ailesini öldürebiliyormuş... Ve zaman içinde sadece görüntü yetmeyince bu defa da ışık saçan silahlar üretmişler, adına akıllı telefon demişler ve yansıtıcılarda öyle çok reklam yapmışlar ki aynı salgın bu defa burada baş göstermiş... Yansıtıcıları arar olmuş azınlık insanlar… Artık kimse kimseyle konuşamıyormuş… Gittikçe artmış konuşma problemleri, kimse kimsenin yüzüne de bakmıyormuş artık.
Tüm dünyanın üzerine kapkara bulutlar çökmüş anlayacağınız. O yansıtıcılar karanlık bir dünyayı gün yüzüne çıkarıyormuş. Ve tüm insanlık derin korkunç bir uçuruma doğru sürükleniyormuş...

 

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin