Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

can-pulak.jpgIhlara Vadisini görmeden, Kapadokya’nın tümünü görmüş sayılmayız. Önce orayı gezelim ki, bölgenin değerini tam anlayalım. Öyle peri bacalarına bakıp, altında da bir iki fotoğraf çektirmekle Kapadokya gezisi bitmez.
Ihlara müthiş bir vadi… Yaklaşık 18 kilometrelik uzunluğu ve 150 metre derinliğiyle, dünyanın en büyük kanyonları arasında yer alıyor. Aksaray ilimizin Güzelyurt İlçesi sınırları içinde kalan vadinin tabanı, doğal bir mikroklima alanı… Doğa sanki kendini vadinin içine gizlemiş. Burada sebze meyve bahçeleri var, antepfıstığı bile yetişiyor. Karasal iklime bir başkaldırı bölgesi yani… Hele ilk çağda Kapadokya ırmağı olarak anılan Melendiz çayı, kıvrımları ve güzelliğiyle görülmeye değer doğrusu.
Hristiyanlık dininin yayılmasında önemli bir merkez olan Ihlara Vadisinde 100’den fazla kilise ve manastır var. Dünya inanç merkezleri arasında gösteriliyor. Vadiye girişte Ağaçaltı Kilisesini görüyoruz. Burada İsa’nın göğe yükselişi, İran’a selam duran aslanlı freskler dikkati çekiyor. Sümbüllü Kilise, kırmızı boyalarla süslü Kokar Kilise, Pirenliseki Kilisesi, Eğritaş ve vadideki en büyük tapınak olan Yılanlı Kiliseyi görmek gerek. Ihlara gibi muhteşem bir görsel sunumdan sonra, Kapadokya’ya ulaşım daha da etkiliyor insanı. Yolun sağı da solu da farklı ve birbirinden güzel yapıtlarla, peri bacalarıyla, mağara evlerle dolu. İki yönü de görmek için, boyun kasları zorlanıyor insanın. Yerli yabancı turistler için bir cennet burası. Kaya içlerine oyulmuş otel odaları, yine kaya restoranlar, şarap evleri, seramik ve çömlek yapım atölyeleri anlatılacak gibi değil… Hele güneş doğarken yapılan balon turları, yeraltı şehirlerinde geziler, atlı safariler, Güllüdere Vadisinde gece dolunay yürüyüşü büyük keyif veriyor turistlere.
Balon turları iyi iş yapıyor Kapadokya’da. Güneş doğarken havalanan 150’ye yakın balonun fotoğrafını çekmek için turistler tepelere üşüşüyor. 1 saatlik balon turunun fiyatı 250 ile 600 TL arasında değişiyor. Biz Türk’lere göre büyük macera ama yabancılar ve özellikle Çinliler için vazgeçilmez bir heyecan ve zevk. Birkaç gün üst üste binenleri bile varmış yabancıların.
Kapadokya’da aktivitelere yetişmeye zaman bulmak zor. Kızılçukur Vadisinde günbatımını izlemek, açık hava sergisindeki taş heykelleri seyretmek, gündoğumu yogası yapmak, yemek derslerine katılmak, seramik galeri ve atölyelerini gezmek bunlardan birkaçı. Avanos, Ürgüp, Göreme, Çavuşin, Uçhisar ve Ortahisar’daki gezilecek yerleri dolaşmak, öyle üç beş güne sığacak bir iş değil. Kapadokya’nın tadını tam çıkarmak için bir hafta bile yetmez. Eğer ayaklarınızda güç, dizlerinizde derman kalır ise, dolaşın dolaşabildiğiniz kadar… Devrent Vadisini, Zelve Açıkhava Müzesini, Uçhisar Kalesini, Yeraltı Seramik Müzesini, Aşk Vadisini filan görmeden dönmeyin derim.
Unutmadan söylemeliyim, bir de Guiness Rekorlar Kitabına giren bir Saç Müzesi var Kapadokya’nın. Bu müze, dünyanın en garip müzeleri kategorisinde 6. sırada yer alıyor. 16 bin kadının bıraktığı saç tutamından oluşan bir müze. Böyle müze de mi olurmuş demeyin, gidin bakın ve mümkünse saçınızdan bir tutamı da siz bağışlayın müzeye.
Kapadokya’ya veda ederken, dönüşte yine yıllar önce gördüğüm Hacıbektaş-ı Veli türbesini de ziyaret ettim. 13. yüzyılda yaşamış büyük Türk düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli, Osmanlı devletinin kuruluşunda ve Anadolu’nun Türkleşmesinde de etkili olmuş bir büyüğümüz. Hazreti Muhammed efendimizin torunlarından 7. İmam Musa Kazım’ın soyundan geliyor. Allah sevgisi, insan, evren ve hoşgörüye dayalı öğretileri, sadece Anadolu’da değil, Balkanlar ve Ortadoğu’da da varlığını sürdüren Bektaşilik tarikatının temellerini oluşturmuş. Bu yüzden türbe, Bektaşiliğin tüm dünyaya yayıldığı bir merkez halini de almış.
Allah devlete millete zeval vermesin. Hacıbektaş-Veli müzesi ve çevresi öylesine güzel düzenlenmiş, öylesine temiz ve bakımlı tutulmuş ki, memnun olmamak ve yapanlara bir teşekkür etmemek mümkün değil. Konferans salonunda Üniversiteli Alevi gençlere yapılan konuşmaları da bir süre izledim. Anlatılanlardan, felsefeden, insanları kucaklayan söylemlerden çok mutlu olduğumu belirtmeliyim. Bu arada mezarlığı da gezdim, çok sevdiğim Fikret Otyam ağabeyimizin ve İlhan-Turhan Selçuk kardeşlerin de mezarlarını ziyaret ederek, birer Fatiha okudum. Ozanlar Yolu-Şehitlik-Aydınlar Yolu çok güzel olmuş, ağaçlarla süslü, kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor. Çok huzur veren bir yer…
3 günlük bir geziyi iki yazıya sığdırmak pek kolay olmadı. Ama hiç değilse görmeyenlere bölgeyi bir miktar anlatmayı becerdim işte. Başka gezilerde buluşmak dileğiyle…

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin