Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

ibrahim-aydn-150x150.jpgKur’an-ı Kerim, sözlerin en güzelini barındıran bir Kitap’tır. Allah’ın kelâmı, tüm güzellikleri içerir. Bu yüzden insana, indirilen sözün en güzeline uyması emredilir. İnsana inen sözlerin en güzeli Allah'ın olduğundan insan, ancak Kur’an’a uyarak güzelliğe uymuş ve güzelleşmiş olur. Çünkü güzelleşmek isteyen insanların bir niteliği, sözü dinleyip onun en güzeline uymaktır. En güzel din, güzellikler sergileyerek Allah'a teslim olanların dinidir. Allah, aynı zamanda hüküm verme bakımından da en güzel olandır. Allah, fiil, söz ve hükmüyle en güzelin kaynağı olduğundan, en güzel isimler (esmâu'l-husnâ) da O'nundur.
Kur’an, insanın inancı başta olmak üzere tüm bireysel, ailevi, sosyal, siyasal ve ekonomik hayatını, gizli-açık bütün amellerini/davranışlarını, ahlâkını, içini, dışını, çevresini, kısaca her şeyini güzelleştirir. Yeter ki Kur’an’a tâbi olsun insan. Esfel-i sâfilîne düşmekten, hayvanlaşmaktan, hayvanlardan daha aşağı olmaktan kurtarır Kur’an. İnsanı meleklerle yarışacak hale yükseltir, olgunlaştırır, kâmil hale getirir. Kur’an İhsanı, yani güzelliği ve güzelleşmeyi emreder:
“Muhakkak ki Allah, adâleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder. Çirkin işleri, münkiri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar… O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”
Kur’an’ın emrettiği “ihsan”, bütün güzellikleri ve rağbet edilen şeyleri ifade eder. İhsan; iyilik etme, güzel davranma, ikram etme, lütuf, bağış, güzellik, uygunluk, güzel olan şeyi en güzel şekilde yapmak demektir. İhsan, başkasına nimet sunmak, iş ve fiillerinde güzel davranmak veya gerekenden fazla verip gereğinden azını almaktır. İhsan, yaptığı işi en iyi biçimde ve noksansız yapmaya denir. İhsan, temel olarak iki anlama gelir: Bir şeyi güzel yapmak ve iyilikte bulunmak.
Kur’an’da Allah Teâlâ, ana-baba başta olmak üzere, bazı kimselere ihsanı özellikle emreder, insanı güzelleştirmek için tavsiyelerde bulunur.
Kur’an, Her Şeyden Önce İnsanın İnancını Güzelleştirmek İster: Kur’an’a göre şirk, insanı çirkinleştiren en önemli etkendir. “Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler...” Şirk, bünyeye sonradan giren bir mikroptur, bir arızadır, bir anormalliktir. Şirk, öncelikle kalbin hastalığıdır, müşrikler de ölümcül hastadırlar onların duyu organları da arızalı ve görev yapamaz durumdadır. Onlar, akıllarını da kullan mayan hayvandan aşağı insan müsveddeleri birer pisliktirler.
Bir küçük kibrit çöpü koca ormanı yakıp mahvettiği gibi, şirk de amelleri mahveder. Bir kanser mikrobunu veya yanan kibrit çöpünü önemsiz, tehlikesiz görüp bunların zararlarına duyarsız kalmak, hiç akılla bağdaşır mı? Şirk, kaos ve düzensizliktir. Şirkin olduğu yerde, kargaşa, fesat, kavga, anarşi, düzensizlik ve huzursuzluk vardır. “Eğer yerde ve gökte, Allah"tan başka ilâhlar/tanrılar bulunsaydı, yer ve gök (bunların nizamı), kesinlikle bozulup gitmişti.” Kâinatta nizam ve ahenk olduğuna göre, tevhidi özellik vardır. Kur’an, insanlara öncelikle doğru bir ölçüyü kazandırmayı hedefler. Terazisi bozuk olanın tarttığı her şey de yanlış ölçülmüş olacak, adâlet ve doğruluk sağlanamayacaktır. Kur’an’ın hak-bâtıl, doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi ölçülerini kabul etmeyerek başka ölçü ve kıstasları benimsemek, şirktir.
“Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin bir erkeğe ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”
Kur’an, İbadet Yönüyle de İnsanı Güzelleştirir:
Âdemoğlu, hem Allah'a hem de şeytana kul olarak yaşayamaz. “Kur’an’ın emrettiği her ibadet, insanı güzelleştirir, çirkin inanç ve davranışlardan uzaklaştırır. Huşû ile kılınan namaz, insanı fahşâdan, münkerden, her çeşit çirkinlik ve kötülükten alıkoyar (29/Ankebût, 45). Oruç, insanı güzelleştiren takvaya ulaştırır (2/Bakara, 183). Zekât, sadaka ve her türlü infak, insanı bireyselliğin çirkinliklerinden kurtarıp topluma faydalı güzel insan haline getirir. Kur’an, insanın ibadetlerini baştan savma yapmasını istemez; huşû ile, güzel şekilde yapılmasını ister. İhsan, Allah’ı görüyor gibi ibadet etmektir.
Kur’an, İçerik ve Üslûp Yönüyle Güzel Konuşmayı Emrederek Sözleri Güzelleştirir:
“Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler...” Kur’an, İnsanlar Tartışmak ve Münâkaşa Etmek Zorunda Kalınca da Güzellikten Ayrılmamayı Emreder: “İçlerinden zulmedenler bir yana, ehli-i kitapla ancak en güzel şekilde mücadele edin ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O’na teslim olmuşuzdur.” “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle dâvet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et.”
Tanışırken, Konuşmaya Başlarken, Selâm Verirken de Güzelliği Emreder Kur’an: “Size bir selâm verildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile selâmlayın yahut aynısıyla karşılık verin...” Kötülükler ve Çirkinlikler Karşısında da Güzellikten Ayrılmamayı İster Kur’an: “(Seyyie ile hassene) iyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir tavırla önle. O zaman (görürüsün ki) seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost olur.” "(O akıl sahipleri) ki, onlar kötülüğü iyilikle (seyyieyi hasene ile) savan kimselerdir..." Peygamberimiz de şöyle buyurur: “Güzel ahlâk; mahrum edene vermen, ilgiyi kesene alâka göstermen, sana karşı haksızlık yapanı affetmendir.” Hakka Çağırırken de Güzellik Kur’an’ın Prensibidir: “Rabbinin yoluna hikmet ve mev"ıza-i hasene ile (güzel öğütle) çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et...” “Ona tatlı dille konuşun, yumuşak söz söyleyin; belki o, aklını başına alır veya korkar.”
Kur’an, Ana-Babaya Güzel Davranmayı Çok Önemser: Kur'an da, tek olan Allah'a ibadet edip O'na hiç bir şeyi şirk koşmama emrinden sonra, ana-babaya güzel davranıp onlara ihsanda bulunma emrinin geldiği görülmektedir. "Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza ihsanda bulunmanızı (onlara güzel davranmanızı) kesin bir şekilde emretti...” Bu ayetten, ana-babaya iyilik ve ihsanda bulunmanın farz olduğu anlaşılmaktadır. Bunu destekleyen başka bir ayet-i kerimede şöyle buyuruluyor: "De ki, gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi şirk/ortak koşmayın. Ana babaya ihsan/iyilik edin..." Burada Allah, ana-babaya güzel davranmayı terk etmenin kötülüğünü beyan için bunu haram kılınanlar arasında zikretti. O halde ana-babaya ihsan/iyilik farz; terki haramdır.
Kur’an, Yediklerimizin ve Giydiklerimizin Güzel Olmasını İster: Yenilen şeylerin helâl ve temiz (tayyib) olması Kur’an’ın emirlerindendir. Yeme ve giyme konularındaki ayetlerde de temizlik ve güzellikle ilgili emir ve tavsiyeler bulunur: “Ey insanlar! Yeryüzün de bulunan gıdaların güzel, temiz ve helâl olanlarından yiyin...” “Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde ziynetli elbiseler giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (“Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır...” Kur’an, İnsanda Toplam Kalite Sağlar; İnsanı Her Yönden Olgunlaştırıp Güzelleştirir: Kur’an’ın oluşturmak istediği insan tipi “muhsin” sıfatıyla ifade edilir. Muhsin, güzellikler sergileyen ve güzel işleri gerektiği gibi en güzel şekilde yapan demektir. Allah (cc) muhsinleri sever. Allah muhsinlerle beraberdir. Muhsin, güzellik sergileyen, güzel işleri lâyık oldukları bir şekilde yapan, bol bol ihsanda bulunan demektir.
Müminler, inandıkları Rablerinden öğrendikleri ihsan ahlâkıyla, sürekli ihsan ederler, muhsin olmaya çalışırlar. Tüm davranışlarımızı güzelleştirmek ister Kur’an: “Allah yolunda infak edin/harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsan edin (her türlü hareket ve davranışınızı güzel ve dürüst yapın); Allah muhsinleri (güzel iş yapanları) sever.” “Allah (yapılacak) bütün işlerin güzel bir şekilde yapılmasını farz kılmıştır...” “Hasenât (güzellikler /iyilikler/sevaplar), seyyiâtı (kötülükleri/günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere (güzel bir) hatırlatmadır. Sabırlı ol, çünkü Allah ihsan sahibi olanların (güzel iş yapanların) mükâfatını zayi etmez.” Bütün yaptıklarımızı Allah’ın bizi gördüğü ve hesabının sorulacağı şuuruyla yapmak; her işimizi güzelleştirir. Davranışlarımızı güzelleştirmek, Rabbimizin emri olduğu için ibadettir. Yapılması gereken en önemli iş; okunmak, anlaşılmak ve kendisine uyulmak için gönderilmiş olan Kur’an’a yönelmektir.
Kur’an’la güzelleşmek istiyorsak, Kur’an’la irtibatımızı arttırmalıyız. Unutmayalım; karnımızın doyması için yemekle nasıl irtibata geçmek gerekiyorsa, insanî özellik ve güzelliklerimizi arttırmak için de Kur’an’la iç içe bir hayat yaşamamız gerekiyor. Onu okumak, okumaların en güzelidir. Onu dinlemek, dinlemelerin en güzelidir. Onunla düşünmek, tefekkürün en güzelidir. Ona göre yaşanan bir hayat, hayatların en güzelidir. Hayat boyu Kur’an öğrencisi olma şerefiyle yaşamalı, onun rehberliğinden bir an olsun ayrılmamaya özen göstermeliyiz.
Mümin, Kur'an insanıdır. O'nu okumak, anlamak ve yaşamakla emir olunmuştur. İnandığı ve hayat nizamı edindiği Kur'an'a karşı müminin ilk vazifesi, O'nu sık sık okumaktır. Kur'an'ın ilk emri "oku" iken O'nu okuyamamanın mazereti olamaz. Kur'an'ı okumaktan asıl gaye, onu anlamaktır. İslâm, ana kanunlarını teşkil eden Kur'an'ın anlaşılmasını belirli bir zümrenin tekeline bırakmamıştır. Kur'an, her bir kişi için gönderilmiştir ve Kur'an mesajı ana hatlarıyla herkes tarafından anlaşılacak kadar açıktır. "Ant olsun ki biz, Kur'an'ı anlaşılması; üzerinde düşünülmesi için kolaylaştırmışızdır. O halde bir düşünen (ibret alan) var mı?" Kur'an'ı biraz olsun anlayarak okumuş olmak için, Kur'an'ın orijinal harfleriyle yazılmış metnini ihtiva eden meal ve tefsirlerden sıra ile günlük dersler takip etmeliyiz. Bir sayfa metin, akabinde de okunan sayfanın meal ve tefsirini okumalıyız. Ayrıca, çeşitli konulardaki Kur'an ayetlerini açıklayan ilmî eserleri de ciddi bir gayretle takip etmeliyiz.
Kur'an'ı okumanın, onu anlamak için olacağı gerçeğini kavrayamayan birçok mümin, Kur'an'ı yıllarca okudukları, defalarca hatmettikleri halde, meal ve tefsirlere rağbet etmedikleri için, Kur'an'ın mana zenginliklerinden feyz alamamışlar, ellerindeki kitabı hayatlarına geçirememişlerdir. Biz, bu duruma düşmemeliyiz. Kur'an'ımızı okumak, anlamak için olacağı gibi; anlamak da şüphesiz tatbik etmek için olacaktır. Mümin’in Kur'an'a imanı, zaten onu yaşamak içindir. "İşte bu Kur'an, indirdiğimiz mübarek bir Kitaptır. Artık Kur'an'a uyun, (onun emir ve yasaklarına aykırı davranıştan) sakının ki merhamet olunasınız."
Mümin, Kur'an'ı, musikisinden yararlanmak ve kültürünü artırmak için okumayacaktır. Onu yaşamak için öğrenecek, okuyacak ve dinleyecektir. "Allah, şu Kur'an'la amel eden toplumları yükseltir. Onun izinden gitmeyenleri de alçaltır." Tatbik olunmayan bilgilerden bir menfaat edinilemeyeceği gibi; inanılan, okunan, anlaşılan, fakat yaşanmayan Kur'an'dan da özlenen faydalar sağlanamayacaktır. "Benim zikrimden (Kur'an'ımdan) yüz çeviren kişi(ler) için (buhranlarla dolu) dar bir hayat ve geçim sıkıntısı vardır." Başta şirk olmak üzere her çeşit haramın çirkinliklerinden uzaklaşıp Kur’an’a uyarak ibadet ve kulluğun güzelliklerine hicret edenlere selâm olsun!

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin