Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

Sinankivanc.jpg

Uzun süredir tartışılan, geldi gelecek derken S-4000 Savunma Sistemlerini taşıyan uçaklar bir bir gelmeye başladı. Bu gelişme üzerine ABD dün akşam yaptığı açıklama ile F-35 Projesinden Türkiye’yi çıkardığını açıkladı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Türkiye’nin S-400 Savunma Sistemlerinin NATO sistemine entegre olamayacağını belirtti. ABD ile ilişkilerin bu hale gelmesinde temel etken S-400 Savunma Sistemleri üzerinde odaklanmış görülse de çok daha geçmişe dayanmaktadır. Süreci Arap Baharı’na kadar götürmek mümkün. ABD Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi amacıyla başlattığı Arap Baharı ile bölgede siyasi yapıda önemli değişiklikler meydan geldi. Diktatörlüklerin yerini yeni diktatörler aldı. Onca insan hayatını kaybetti, onca insan yurdundan oldu. Bu süreçte diğerlerinde olduğu gibi son derece kanlı oldu. Nihayetinde düzen yerini kaosa bıraktı. Bu durum bir kez daha emperyalizmin acıdan başka bir şey getirmediğini gösterdi. 

ABD’nin Ortadoğu’da yeni yol haritası Suriye’de tıkandı. Rusya ve İran’ın bölgede gücünü hızla artırması üzerine dünya da Soğuk Savaş yıllarındaki gibi iki kutuplu bir yapı oluşmaya başladı. Bir tarafta ABD’nin başını çektiği Batı İttifakı, diğer tarafta Rusya’nın başını çektiği Doğu İttifakı… Bu iki kutuptan ayrı olarak Çin’de yaşanan gelişmeler dikkatlerin bu ülkeye çekilmesine neden oldu. Hızla büyüyen ekonomisi ise ABD’nin en büyük rakibi olduğunu uzun süredir gösteren Çin, farklı alanlarda son derece önemli adımlar atıyor. Bu süreçte Çin istihbaratının son yıllarda yeniden yapılanması ve adeta CIA tarzı bir şekil alması en çok ABD’yi rahatsız etti. Çin istihbaratının sahada başarılı işler yapması üzerine CIA, Çin teknoloji devi Huaewi’ye karşı adeta savaş açtı. Google tüm zararlarını göze alarak Huaewi ile anlaşmasından vazgeçti. Bunun yanı sıra birçok ülkede Huaewi’nin satışı yasaklandı. Bu gelişme ABD hanesine bir başarı olarak yazılsa da Çin istihbaratının yükselişini durduracak gibi görünmüyor. 

ABD, Çin’e karşı faaliyetlerini bununla kalmadı. Bölgedeki çılgın çocuk Kuzey Kore ile görüşmelere başladı. Hatta bu görüşmeleri Trump bizzat yönetiyor. Çin’i sıkıştırmak için atılan bu adım karşısında pek başarılı olduğu söylenemez. Bu dengede Rusya-Çin-İran üçgenin de bir kutuplaşma olduğu son derece açık. Türkiye ise Suriye’de ABD politikalarına paralel yürüttüğü politikasından son derece olumsuz etkilendi. Suriyeli göçmenler meselesi Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi haline geldi. Tüm destek taleplerine karşı ne AB ne de ABD yeterli destek vermeyince Türkiye yönünü Rusya’ya çevirdi. Bu süreçte yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminde ABD’li bazı isimlerin sürece dâhil olduğu iddiaları ABD tarafından yalanlanmadı. Dahası ABD her zaman yaptığı gibi bekle gör politikası güderek 15 Temmuz gecesi destek açıklamasını 3 saat sonra yaptı. Hatta Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından açık bir şekilde destek talep edilmiş olmasına karşın destek mesajı geç geldi ve zayıf kaldı. ABD, Türkiye’de yaşanan gelişmeler karşısında üç maymunu oynadı ve oynamaya devam ediyor. Darbe girişiminin bir numaralı sanığı ABD’de yaşamına devam ediyor. Bunun yanı sıra arama listesinde olan birçok isim yine ABD’ye kaçtı. ABD’nin bu tavrı Türk bürokrasisinde kızgınlığa ve kırgınlığa neden olduğu açık, bu durum Türkiye’yi Rusya-Çin-İran üçgenine yaklaştırdı. Ancak Türkiye ABD ile köprüleri atma niyetinde değil, elini anlaşmak için hazır tutuyor. Bunun en yalın örneği ise Japonya’da yaşandı. Ancak ABD elini uzatma konusunda pek niyetli değil, bunun nedeni Türkiye’yi gözden çıkardığı filan değil sadece anlaşılmaz bir dış politika izliyor. Bunun yanı sıra Türkiye’nin köprüleri atacağına pek inanmıyor. 

Türkiye, ABD’nin bu tepkileri karşısında nasıl bir adım atacağı merak konusu? Masa da önemli sorunlardan birisi olarak Kıbrıs durmaktadır. ABD’nin yanı sıra AB bu konuda Türkiye karşısında tavır aldığını ve müzakereleri durdurduğunu ilan etti. Bu durumun bir benzeri yıllar önce yaşanmıştı. Türkiye 1963 yılında Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler karşısında müdahale kararı almasına ABD başkanı Johnson sert bir dille karşı çıkmıştı. Türkiye ise bu tepki karşısında Sovyet Rusya ile yakınlaşma göstermesi ABD’yi kaygılandırmıştı. Bu nedenle masada sadece S-400 Savunma Sistemleri değil, Kıbrıs, Ege, Suriye gibi meseleler bulunmaktadır. Bu meselelerde çok yönlü bakmak ve yalnız kalmamak gerekiyor. Çünkü yalnız kaldığımız zaman önemli kayıplar alabiliriz. Daha dikkatli olmamız, dış politikaya biraz daha önem vermemiz gerekiyor. 

Bir sonraki yazıda görüşme üzere kalın sağlıcakla… 

 

ABD İLİŞKİLERİ VE YENİ DÜNYA DÜZENİ

Uzun süredir tartışılan, geldi gelecek derken S-4000 Savunma Sistemlerini taşıyan uçaklar bir bir gelmeye başladı. Bu gelişme üzerine ABD dün akşam yaptığı açıklama ile F-35 Projesinden Türkiye’yi çıkardığını açıkladı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Türkiye’nin S-400 Savunma Sistemlerinin NATO sistemine entegre olamayacağını belirtti. ABD ile ilişkilerin bu hale gelmesinde temel etken S-400 Savunma Sistemleri üzerinde odaklanmış görülse de çok daha geçmişe dayanmaktadır. Süreci Arap Baharı’na kadar götürmek mümkün. ABD Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi amacıyla başlattığı Arap Baharı ile bölgede siyasi yapıda önemli değişiklikler meydan geldi. Diktatörlüklerin yerini yeni diktatörler aldı. Onca insan hayatını kaybetti, onca insan yurdundan oldu. Bu süreçte diğerlerinde olduğu gibi son derece kanlı oldu. Nihayetinde düzen yerini kaosa bıraktı. Bu durum bir kez daha emperyalizmin acıdan başka bir şey getirmediğini gösterdi.

ABD’nin Ortadoğu’da yeni yol haritası Suriye’de tıkandı. Rusya ve İran’ın bölgede gücünü hızla artırması üzerine dünya da Soğuk Savaş yıllarındaki gibi iki kutuplu bir yapı oluşmaya başladı. Bir tarafta ABD’nin başını çektiği Batı İttifakı, diğer tarafta Rusya’nın başını çektiği Doğu İttifakı… Bu iki kutuptan ayrı olarak Çin’de yaşanan gelişmeler dikkatlerin bu ülkeye çekilmesine neden oldu. Hızla büyüyen ekonomisi ise ABD’nin en büyük rakibi olduğunu uzun süredir gösteren Çin, farklı alanlarda son derece önemli adımlar atıyor. Bu süreçte Çin istihbaratının son yıllarda yeniden yapılanması ve adeta CIA tarzı bir şekil alması en çok ABD’yi rahatsız etti. Çin istihbaratının sahada başarılı işler yapması üzerine CIA, Çin teknoloji devi Huaewi’ye karşı adeta savaş açtı. Google tüm zararlarını göze alarak Huaewi ile anlaşmasından vazgeçti. Bunun yanı sıra birçok ülkede Huaewi’nin satışı yasaklandı. Bu gelişme ABD hanesine bir başarı olarak yazılsa da Çin istihbaratının yükselişini durduracak gibi görünmüyor.

ABD, Çin’e karşı faaliyetlerini bununla kalmadı. Bölgedeki çılgın çocuk Kuzey Kore ile görüşmelere başladı. Hatta bu görüşmeleri Trump bizzat yönetiyor. Çin’i sıkıştırmak için atılan bu adım karşısında pek başarılı olduğu söylenemez. Bu dengede Rusya-Çin-İran üçgenin de bir kutuplaşma olduğu son derece açık. Türkiye ise Suriye’de ABD politikalarına paralel yürüttüğü politikasından son derece olumsuz etkilendi. Suriyeli göçmenler meselesi Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi haline geldi. Tüm destek taleplerine karşı ne AB ne de ABD yeterli destek vermeyince Türkiye yönünü Rusya’ya çevirdi. Bu süreçte yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminde ABD’li bazı isimlerin sürece dâhil olduğu iddiaları ABD tarafından yalanlanmadı. Dahası ABD her zaman yaptığı gibi bekle gör politikası güderek 15 Temmuz gecesi destek açıklamasını 3 saat sonra yaptı. Hatta Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından açık bir şekilde destek talep edilmiş olmasına karşın destek mesajı geç geldi ve zayıf kaldı. ABD, Türkiye’de yaşanan gelişmeler karşısında üç maymunu oynadı ve oynamaya devam ediyor. Darbe girişiminin bir numaralı sanığı ABD’de yaşamına devam ediyor. Bunun yanı sıra arama listesinde olan birçok isim yine ABD’ye kaçtı. ABD’nin bu tavrı Türk bürokrasisinde kızgınlığa ve kırgınlığa neden olduğu açık, bu durum Türkiye’yi Rusya-Çin-İran üçgenine yaklaştırdı. Ancak Türkiye ABD ile köprüleri atma niyetinde değil, elini anlaşmak için hazır tutuyor. Bunun en yalın örneği ise Japonya’da yaşandı. Ancak ABD elini uzatma konusunda pek niyetli değil, bunun nedeni Türkiye’yi gözden çıkardığı filan değil sadece anlaşılmaz bir dış politika izliyor. Bunun yanı sıra Türkiye’nin köprüleri atacağına pek inanmıyor.

Türkiye, ABD’nin bu tepkileri karşısında nasıl bir adım atacağı merak konusu? Masa da önemli sorunlardan birisi olarak Kıbrıs durmaktadır. ABD’nin yanı sıra AB bu konuda Türkiye karşısında tavır aldığını ve müzakereleri durdurduğunu ilan etti. Bu durumun bir benzeri yıllar önce yaşanmıştı. Türkiye 1963 yılında Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler karşısında müdahale kararı almasına ABD başkanı Johnson sert bir dille karşı çıkmıştı. Türkiye ise bu tepki karşısında Sovyet Rusya ile yakınlaşma göstermesi ABD’yi kaygılandırmıştı. Bu nedenle masada sadece S-400 Savunma Sistemleri değil, Kıbrıs, Ege, Suriye gibi meseleler bulunmaktadır. Bu meselelerde çok yönlü bakmak ve yalnız kalmamak gerekiyor. Çünkü yalnız kaldığımız zaman önemli kayıplar alabiliriz. Daha dikkatli olmamız, dış politikaya biraz daha önem vermemiz gerekiyor.

Bir sonraki yazıda görüşme üzere kalın sağlıcakla…

 

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin