A+ A A-

 

Muğla Çevre Platformu, doğa aktivistleri ve sivil toplum örgütlerinin de destekleriyle Milas’ta ‘Kömürsüz Muğla için’ sloganıyla forum düzenledi. Foruma; kömür nedeniyle evleri tehdit altında olan köylüler yoğun ilgi gösterirken yayınlanan veriler Milas’ın doğasının her geçen gün daha da tahrip olduğunu gözler önüne serdi.

29072019komur_cb4ca.jpg

Haber: Yunus Erman Doğruyol
Muğla Çevre Platformu'nun (MUÇEP) çağrısıyla gerçekleşen "Kömürsüz Muğla İçin" etkinliğine Muğla Büyükşehir Belediyesi, Milas Belediyesi, Milas Kent Konseyi ile sivil toplum kuruluşları Tema Muğla Temsilciliği, Avrupa İklim Ağı ve 350 Türkiye destek verdi.
Etkinliğe Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, CHP Muğla Milletvekilleri Burak Erbay ve Suat Özcan da katıldı.
Milas şehir merkezinden ve çevre köylerinden 300'den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğin açılışında MUÇEP temsilcisi Zübeyde Abide Elbaşı, Yatağan ve Milas bölgesinde linyit yataklarının genişletilmesinden dolayı 8 köyün yer değiştirdiğini ve daha fazlasının aynı tehdit altında olduğunu belirtti.
350 Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Efe Baysal ise, iklim adaletine vurgu yaparak, "Adaletin tesir edebilmesi için başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yerin dibinde bırakılması ve topluluk odaklı yenilenebilir enerji çalışmalarının başlaması gerektiğini savunuyoruz" dedi.
"KÖMÜRÜN BEDELİNİ TÜM GEZEGEN ÖDÜYOR"
Avrupa İklim Ağı Türkiye Koordinatörü Elif Gündüzyeli, kömürün ve termik santrallerin ekonomik ve toplumsal maliyetleri ile halk sağlığı ve bölge ekosistemi üzerinde bıraktığı tahribata odaklanan "Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla" raporu bulgularını paylaştı.
Gündüzyeli, konuşmasında emeklilik yaşına geldiği halde ömrü uzatılmak istenen Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santrallerinin yılda 280 erken ölüme sebep olduğunu söyledi. Bu santrallerin 2043 yılına kadar çalışmaya devam ederse 328 milyon ton karbondioksit salımı gerçekleştireceğini belirten Gündüzyeli şöyle devam etti: "Dünyanın her yerinde iklim krizine dikkat çekmek için çırpınan çocuklar ve gençler ise onlar daha doğmadan kurulan bu santrallerin ceremesini şimdiden aşırı hava olaylarıyla yaşamaya başladı. Çok geç olmadan kömürsüz bir Muğla ve gezegenin geleceği için düşük karbonlu, sürdürülebilir politikalar yürürlüğe konmalı."
"ZEYTİNLİKLERİN KÖMÜR İÇİN KATLEDİLMESİ AKIL DIŞI"
Gündüzyeli'nin konuşması ardından Muğla'da madenlere ve termik santrallere karşı yaşamı savunanların hikayelerinin anlatıldığı "Kömür Belası" belgeselinin ilk gösterimi yapıldı.
Gösterim öncesinde belgeselin yönetmeni İmre Azem "Kent ve kırsal arasındaki ilişkiye bütüncül bakmak gerekiyor. İstanbul gibi kentlerin AVM'lerine enerji sağlamak için Muğla'nın köyleri yok ediliyor" dedi. Azem, "Yüzlerce yıllık zeytinliklerin değersiz linyit kömürü adına katledilmesi en yüzeysel bakışla bile akıl dışı. Zeytinliklerin ve geçim kaynaklarının Muğla halkının elinden alınıyor olması, köylerin terk ediliyor olması, hiçbir mantıkla açıklanamaz" ifadelerini kullandı.
“KOLAY KAZANILMADI, KOLAY TERK EDİLMEYECEK”
Verilerin açıklanması ve belgesel gösteriminin sonunda söz alan mahalleliler, evlerini terk etme riski nedeniyle sitem dolu konuşmalar yaptı. İlk olarak söz alan Karacahisarlı Hasan Yorulmaz, “Yaklaşık 50 yıldır doğanın içerisinde yaşıyorum. İkizköy’deki kömür alanının içerisine dahil edilmiş durumdayım. Tabi ki bu Karacahisar’a doğru genişleyecek. Bu açık ve net olarak anlaşılıyor. Termik santrallerin toprağımıza, bitki örtümüze, meyvemize, insan sağlığına çok olumsuz etkilerini yaşıyoruz. Toprağın içinde olduğum için bunu yakınen gözlemliyorum. 10 yıl önce incirlerimizin kabuğundan bal damlardı, 10 yıldan bu yana incirlerimizde kalite yok, içi incire benzemiyor. Zeytinlerimizde de durum aynı.. 2-3 yıl önce aldığımız verimin anca 20’de birini alabiliyoruz. Ama direneceğiz. Elimizden geleni yapacağız. Toprak kolay kazanılmadı, kolay da terk edilmeyecek.” dedi.
“KÖMÜR, ÇİÇEĞİN HAKKINI VEREBİLİR Mİ?”
Elinde bir demet çiçek ile foruma katılan ve daha önce kömür nedeniyle taşınan İkizköylü Aytaç Yakar ise, “Kömür, elimdeki bir demet çiçeğin hakkını verebilir mi? Veremez. Ama evlerimiz, zeytinlerimiz her şeyimizi aldılar. Biz direnmek istiyoruz, devlet yanımızda olsun istiyoruz. Biz gerekirse Cumhurbaşkanlığına gideceğiz. Cumhurbaşkanı kolumuzdan tutsun. Biz yerimizden kalkmak istemiyoruz. Bir kere kaldırdılar, ikinci kez kalkmak istemiyoruz. Herkes bizim sesimizi duysun.” ifadelerini kullandı.
“ÖLÜLERİMİZ NE OLACAK?”
Elindeki zeytinyağını göstererek söz isteyen İkizköy Karadamlı Ayşe Çoban ise, “Biz bu zeytinlerimizi, yağını kaybetmek istemiyoruz. Şu an yaşıyorsak azap içinde yaşıyoruz. Ölmek bize bundan daha iyidir. Mezarlığımız, ölülerimiz ne olacak? Kimse bunu düşünmüyor. En çok düşündüğümüz mezarlığımızı düşünüyoruz. Her ürünümüz olmuyor ancak biz yine de toprağımızı kaybetmek istemiyoruz.”
“BU MÜCADELE ÇOK ANLAMLI”
Foruma katılan bir konuşmacı ise, “Bu mücadele 70’li yılların sonunda ve 80’li yılların başında termik santraller yapılırken mücadele veren bir arkadaşınız olarak bugün bilimsel verilerle ortaya konan zararların olabileceğini 30 yıl önce Gökova Termik Santrali’nde temel atıldığı andan itibaren Türkevleri direnişini, kepçelerin altına yatan kadınların direnişini burada yeniden görmenin mutluluk duyuyorum. Gökova Santral Mücadelesi’ni hatırlayanlar bilir. Gökova’nın eşsiz güzelliğinden dolayı uluslar arası kamuoyu yaratılmıştı ve bu isimden korkarak ismini Kemerköy yapmışlardı. Daha sonra belki ilk defa ve bir daha olamayacak şekilde mücadele başlatıldı. Aramızdan ayrılan, bu mücadeleyi topluma yayan Saynur Gelendost öncülüğünde 10-12 kişilik açlık grevi yapıldı Gökova Termik Santrali’nde. Bu kadın açlık grevindeki direnişinden dolayı rahmetli oldu. Orada kaptığı rahatsızlıktan dolayı... Bu mücadele çok anlamlı bir mücadele” ifadelerini kullandı.
MÜCADELENİN SEMBOL İSMİ DEMİREL
Yatağan kömür mücadelesinin sembol ismi Tayyibe Demirel ise, “Köylerden gelenleri görünce çok sevindim. Bizim köyümüz bu kadar duyarlı değil. 5 sene önce Yatağan Turgut Mahallesi’nde çevre köylerin yok oluşunu gördüğümde bir vatandaş olarak mücadele başlattım” dedi.
ERBAY: “HUKUK MÜCADELESİ VERDİK”
Kendisinin Köyceğizli olduğunu ve portakal bahçelerinin olduğunu belirten CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay ise, “Bizim köyü sulayan Yuvarlakçay’ın üzerine Hidroelektrik Santrali yapmak istediler ve yaklaşık 9 ay boyunca köylülerimizle birlikte çadırlar kurduk, oraya kepçeleri sokmadık. Biz de adliyede hukuk mücadele verdik. Sesimizi duyurduk ve Türkiye’de iptal edilen ilk HES olduk. Bunu başarabiliriz, bu topraklarda beraber yaşamak istiyoruz. Bu topraklarda, dağlarda, denizlerde torunlarımız da yaşasın.” dedi.
ÖZCAN: “DOĞALGAZ İSTEYENLER NEREDE?”
Duyarlılık ve hassasiyetlerinden dolayı katılımcılara teşekkür eden CHP Muğla Milletvekili Suat Özcan da, “İkizköy Işıkderesi yakın zamanda teslim oldu. Şimdi sıra Karadam ve Çamköy, Karacahisar. Bazı vatandaşlar ‘bize gelmez, gelse de çok aşama geçer’ diyorlar ama bunun ucu Bodrum’a kadar gidecek.” dedi.
Özcan sözlerine, “Bu kömürün ve fosil yakıtların dünyayı değiştirdiğini hepimiz biliyoruz. Milas’ta acaba seçimlerde doğalgaz isteyenler burada mı? Doğalgaz da kirli ama kömür kadar değil. Ama doğalgaz isteyenlerin ben burada olmasını isterdim. İkincisi; sendikacı ve işçi arkadaşlarımızın ben burada olmasını isterdim. Üçüncüsü; dün bir toplantı yapıldı ticaret odalarında. Orada dedik ki, ‘yarın hava kirliliği, insan sağlığı doğa, çevre için bir toplantı yapılacak. Oraya bekliyoruz. Nasıl siz kendi sektör alanlarınız için destek bekliyorsanız doğanın ve insanlığın da size ihtiyacı var diye bir çağrı yaptık onları da göremiyoruz.” diyerek devam etti.
TOKAT: “KENDİMİZLE DE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR”
Konuşmaların sonunda ise Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat söz aldı. Tokat, “Burada, kömür konusu işleniyor. Kömürsüz bir yaşam için hassasiyet ve mücadele ortaya konuluyor. Olay sadece kömürle sınırlı değil. Daha çok boyutlu... Bizim anılarımızla ilgili, bizim hayatımız ve geleceğimizle ilgili. Yaşadığımız mekanlarla ve çocuklara geleceğimizi bırakacağımız birikimlerimizle ilgili. Aynı zamanda çocukluk yıllarımızdan çok iyi bildiğimiz, bölgenin ve Türkiye’nin en kaliteli tütünlerinin yetiştiği toprakların geleceğini konuşuyoruz aslında. Bu yüzden işin kömür boyutu ayrı... Çünkü dünya gittikçe çevre değerlerini, hava değerlerini suyla ilgili ve doğayla ilgili tüm değerlerini ve birikimlerini kaybediyor. Bunu acımasızca biz insanlar yapıyoruz.” dedi. Tokat sözlerine, “Şu anda yakın çevremizde 3 büyük termik santralin etkileşimi söz konusu. Santraller bizlerin sağlık ve çevre koşullarını etkiliyor. Bunun yanında santrallerde yakılacak kömürlerin çıkarılması ile ilgili doğanın çevrenin ve köylerin yok edilmesi gerçeği ile karşı karşıyayız. Öte yandan kendimizle de biraz hesaplaşmamız gerekiyor. Yakın zamanda bir Karacahisarlı olarak çok üzülerek izledim. Tüm arazilerinizi golf sahası yapacağız diyen insanlara tek tek sattınız!” diyerek devam etti.
Forumun sonunda katılımcılarla hatıra fotoğrafı çekildi.
ACI GERÇEKLER: VERİLER
Forumda paylaşılan ‘Kömürün gerçek bedeli’ adlı rapordaki verilerden başlıcaları şöyle:
*Önümüzdeki 30 yıllık süreçte, Milas’ta 11.200 hektar, Yatağan’da 7250 hektar, toplamda yaklaşık 30.000 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı daha tahrip olacak.
*2014 yılında işletme hakları özel sektöre devredilen toplam 13 maden işletme ruhsatı çerçevesinde, Yatağan’da 21.000 hektar, Milas’ta 23.000 hektar alanda linyit maden ocağı olarak tahsis edilmiş durumda ve işletme ruhsat alanlarının % 47,3’ü orman alanı.
*1982 yılından, 2017 yılı sonuna kadar, üç santralin yarattığı hava kirliliğinin toplamda 45 bin insanın erken ölümüne neden olduğu tahmin ediliyor.
*1982-2017 yılları arasında Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri, elektrik üretilmesi için kömür yakılması işlemi sonucu atmosfere toplamda 360 milyon ton karbondioksit saldı. Santraller 2018-2043 yılları arasında çalışmaya devam ederlerse 328 milyon ton karbondioksit daha salacaklar
*1 Ocak 2018’de yürürlüğe giren Kapasite Mekanizması Yönetmeliği dahilinde, Ocak-Aralık ayları arasında, bu üç santralin belli bir kapasitesinin işletmede kalabilmesi için sağlanan kapasite ödenekleri devlet bütçesine 187 milyon TL’ye mal oldu.
*İkizköy kömür madeninde linyit çıkarıldıktan sonra alanda geriye kalan, gri-beyaz renkli çıplak kireçtaşı anakayası. Bu durum, ciddi oranda ekosistem bölünmeleri yaratarak bölgedeki
doğal hayat dengesini tehlikeye atıyor.
*Linyit yakıtlı termik santrallerin ortalama su tüketimi 37,3 kg/kWh’dır; bu miktar, taş kömürü ve doğalgaza göre daha fazladır (Atılgan ve Azapagic, 2016). Muğla’daki üç santralden ikisi (Yatağan ve Yeniköy) proseslerinde tatlı su kaynaklarını kullanırken, Kemerköy Termik Santrali’nde soğutma suyu denizden sağlanmaktadır. Su ihtiyacını Dipsiz Çayı’ndan karşılayan Yatağan TES bir yılda 45 bin nüfuslu Yatağan ilçesinin toplam kentsel su tüketiminin 7,5 katından fazla su tüketmektedir. Su ihtiyacını Geyik Barajı ve Dereköy derin kuyularından karşılayan Yeniköy TES’in yıllık tüketimi ise, soğutma suyunu kapalı çevrim olarak kullanmasına rağmen, 132 bin nüfuslu Milas ilçesinin yıllık kentsel su tüketiminin 2,5 katına yakındır.
*Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kirletici etki alanında kalan toplamda 880 adet sit alanı var ve bunlardan 833’ü arkeolojik sit alanı.

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin